Contratiempo / Görünmeyen Misafir (2016)

resim

İspanyol yönetmen Oriol Paulo hem senaryosunu yazdığı hem de yönettiği son dönemlerin en dikkat çekici yapımlarından. Şüphesiz İspanyol Sineması son dönemde yaptığı işlerle Dünya Sinemasında haklı bir yer edindi. Bunda iki etken var. Birinci etken bir sarmal gibi işlenen senaryo. Oriol Paulo’nun 2012 yapımı El cuerpo ( Ceset) filminde de bunu rahatlıkla görebilirsiniz. İkinci etken ise gizem türüne iyice sırtını vermeleri. Son dönemde gizem türünün başarılı örneklerini izliyoruz. Contratiempo’da bu yolda kendini kanıtlamayı başardı. Andrés Baiz’in La cara oculta (Gizli Oda) filminde , Nacho Vigalondo’nın Los cronocrímenes (Suç Zamanı) yapımında ve J.A. Bayona’nın korku ile harmanlanmış El orfanato (Yetimhane) filminde gizem unsuru aynı başarıyla kullanılmıştı. İspanyol yapımı filmlerde bunu görmek artık alışıldık bir durum haline gelmeye başladı.

Contratiempo başlangıcında kullanılan müzik ile sır perdelerinin ilk işaretini verirken. Avukatın, Doria’nın kapısını çalışıyla birlikte bir cinayetten haberimiz oluyor. İlk bakışta masum bir karakter izlenimi veren Doria olayları anlatmaya başlarken kafasında kurguladığı yoldan sapmamaya çalışırken hiç bir davasını kaybetmeyen avukatımız onun bu düz yoldan çıkıp gerçekler yoluna girmesini arzulamaktaydı. Bu yola davette sihirli bir kelimeden geçiyordu “zeka”. Sen benden zeki değilsin baskısı altına giren Doria sır perdesini yavaş yavaş aralayacaktır. Filmin başlangıcından itibaren soru işaretleri kare kare sinemaseverlerin zihnine kazınıyordu. Bir cinayet ve katil kim sorusu? Geriye dönüşlerle bu sorunun cevabını bulma çabası filmde baskın duygu olarak karşılık buluyor.

resim

Film aslında bilindik bir öyküyle başlıyor. Kilitli bir oda ve odada işlenen cinayet peki katil kim? Hem edebiyatta hem de sinema tarihinde bunun örneklerini çokca gördük. Filmin açılış sahnelerinden sonra Adrián Doria (Mario Casas) ve Laura Vidal ( Bárbara Lennie ) arasında yaşananlara şahit oluyoruz. Olaylar Adrian’ın bakış açısıyla bize yansırken bir ters köşe senaryonun da olduğuna dair bir hisse kapılıyorsunuz. Şeytan Kadın profili çizen Laura karakteri bu ters köşe senaryonun merkezinde yer alıyor. Laura zekasıyla her şeye hükmetmek isteyen bir kişilik. Adım adım her şeyi planlayacak kadar da soğuk kanlı olabiliyor. Bu plan ona göre şeytani bir plan değil bir gereklilik. Çünkü kaza sonucu ölen gencin kaybedebileceği hiç bir şey yokken Doria ve Laura’nın korumak istedikleri evlilikleri ve kariyer planları vardır. Doria’nın efsanevi yükselişi böyle bitmemelidir. Bu iki karakter aslında böyle midir? Bunun cevabını filmin sonunda alıyoruz. Bu da senaryonun bizi aldatan kısmını oluşturuyor. Kazaya (bunun bir cinayet olacağını göreceğiz) kurban giden genç bir insanla empati kurmamızı sağlamak amacıyla senaryonun içine anne ve baba karakteri eklenmiş. Çok doğru bir seçim. Özellikle Laura’nın baba ile yollarının kesişmesi, arabasını tamir için gittiği evde bir başka gerçekle yüzleşmesi iyi düşünülmüş bir ayrıntıydı. Baba ile Adrian Doria’nın bir davet sırasında buluşması, aralarında yaşanan psikolojik savaş ki o sahnede kullanılan çakmağın suya atılışı akıllarda yer edecek kadar iyiydi.

Film temposunu hiç kaybetmeden devam ediyor. Filmi başarılı kılan bir etken de bu. Tempoyu yitirmeyen bir senaryoya sahip olması. Otelde ki ilk sahneden yine Doria’nın otel odasında ki son sahnesine kadar ne gizem duygusunda azalma yaşanıyor ne de olayların hızlı akışında bir gerilemeye şahit oluyoruz. Yönetmenin en beğendiğim yanı da buydu. Bu çoğu yönetmende bulamadığımız bir özellik. Belki de filmlerinin senaryosunu yazmasının sağladığı bir avantajdır bu. Oyunculuklar için övgüler yağdıramayacağım. Doria ve Laura karakterleri yeterli ölçüde oynanmıştı. Biraz daha göz dolduran oyunculuklarla film daha iyi bir etkiye ulaşabilirdi. En beğendiğim karakter avukat Virginia Goodman ( Ana Wagener ) karakteriydi. Ana Wagener karakterin duygusunu çok iyi yansıtmıştı. Özellikle “arabayı iterken çocuk hala yaşıyordu” cümlesinden sonraki duygularında ki ani değişim görülmeye değerdi. O noktada aklımda avukata dair derin bir şüphe oluştu. Zaten hemen arkasından gelen final bu merakımızı çok yormadı.

Gizem türünün iyi bir örneği olarak hafızalarda yer eden bu film mutlaka izlenmeli. Yönetmenin gelecek filmleri de şimdiden merak uyandırıyor. Senaryosunu yine kendi kaleme alacağı filmlerinden birini daha izlemek isterim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir